Hadsiz prense tarihi cevap

Hadsiz prense tarihi cevap

Erdoğan, Medine’yi İngiliz işgaline karşı kahramanca savunan Fahreddin Paşa’ya ‘hırsız’ diyen BAE Dışişleri Bakanı bin Zayed’e cevap verdi: Fahreddin Paşa Medine’yi korurken senin ceddin neredeydi?

ERDOĞAN, BİN ZAYED’E TARİHİ HATIRLATTI 

Cumhurbaşkanı  Recep Tayyip Erdoğan, 42’nci Muhtarlar Toplantısı’nda, kendisini ve Medine müdafii Fahreddin Paşa’yı hedef alan BAE Dışişleri Bakanı bin Zayed’in iftiralarına sert cevap verdi.  Erdoğan “Müslümanların saldırı altında olduğu bir dönemde, zalimlerin safında yer alanların” Medine müdafaasını ve onun büyük kahramanı Fahreddin Paşa’yı hedef almalarının boşuna olmadığını söyledi. Medine müdafasını ve Fahreddin Paşa hakkında bilgi veren Erdoğan “Medine korumasını yaparken Fahreddin Paşa, ey bize bühtanda bulunan zavallı, senin ceddin neredeydi?” diye sordu. Erdoğan, şunları ifade etti:

HEYEZAN İÇİNDEKİ ZAVALLILAR

“İstanbul’dan kalkıp Medine müdafaası için oraya gelen Fahreddin Paşa ne için geldi? O mukaddes toprakları, orayı işgal etmek için gelenlere karşı korumak üzere geldi. Peki senin ecdadın neredeydi? Fahreddin Paşa’nın 2 yıl 7 ay süreyle müdafaa ettiği Medine’de son ana kadar sergilediği direniş gerçekten takdire şayandır. Utanmadan, sıkılmadan Erdoğan’ın ecdadının mukaddes emanetleri oradan çalarak İstanbul’a getirdiğini söyleyecek kadar hezeyan içerisinde olan bu zavallılar; bunun adı çalmak değil, tam aksine oraları istilaya, işgale gelenlerden onları korumaktır. Ne adına? Şehit olmak adına.”

PAŞA, MUKADDES EMANETLERİ KORUDU 

Erdoğan, Fahreddin Paşa’nın, Hicaz bölgesindeki İngiliz kuşatmasının daralması üzerine Hz. Muhammed’e ait mukaddes emanetleri, ordusunun önemli bölümünü oluşturan 2 bin kişilik bir koruma gücüyle İstanbul’a gönderdiğini anlattı. Böylece mukaddes emanetlerin, işgalci güçlerin eline geçmesini ve muhtemelen Avrupa şehirlerindeki görkemli müzelerde sergi malzemesi haline dönüştürülmesini engellediğini kaydeden Erdoğan, “Şimdi bu emanetler nerede? Türkiye olarak İstanbul’un manevi örtüsü gördüğümüz kutsal emanetleri, Topkapı Sarayı’ndaki özel bölümlerinde titizlikle koruyoruz. Batı’daki o malum yerlere mi gitseydi?  Ne olacağı, akıbeti belli olmayan yerlere mi gitseydi? Çünkü bunların kafası, zihniyeti batıcı da onun için bu saldırıyı başlattılar” şeklinde konuştu. Fahreddin Paşa’nın İstanbul hükümetinden defalarca yapılan “teslim olması” telkinlerine itibar etmediğini anlatan Erdoğan, “Şimdi bakıyorsunuz maalesef oraya yakın topraklarda bulunanlar  utanmadan bühtanda bulunuyorlar. Önce haddini bil.

İMANLI OLANLAR İLE İMANSIZ OLANLAR

Sen demek ki bu milleti tanımamışsın, sen Erdoğan’ı da tanımamışsın, Erdoğan’ın ceddini ise hiç tanımamışsın. Ama biz şimdi şu anda ne tür garabetler içerisinde olduğunuzu gayet iyi biliyoruz. Sizin şu anda ne tür yanlışlar içerisinde olduğunuzu gayet iyi biliyoruz” dedi. Fahreddin Paşa’nın yiyecek sıkıntısı yaşandığında askerlerini çekirgelerle beslediğini anlatarak Mehmet Akif Ersoy’un, “İmandır o cevher ki ilahi ne büyüktür. İmansız olan paslı yürek, sinede yüktür” dizelerini hatırlattı ve “İşte imanlı olanlar, işte imansız olanlar. Aradaki fark bu” ifadesini kullandı.

NE İŞLER ÇEVİRDİĞİNİ GAYET İYİ BİLİYORUZ

Fahreddin Paşa’nın sonunda kılıcını Hazreti Peygamberin kabrine bırakarak teslime mecbur kaldığını belirten Erdoğan Medine’nin günlerce yağmalandığını söyledi. Erdoğan, “Tarihimizin bu mümtaz şahsiyetine ve onun Medine’de gösterdiği şanlı direnişe dil uzatanların bugün kimlerle, nerelerde, ne işler çevirdiğini biz gayet iyi biliyoruz. Yeri gelecek bunları da açıklayacağız” diye konuştu. İstanbul’a gönderilen mukaddes emanetlerin zarar görmediğini anlatan Erdoğan emanetlerin bugün de titizlikle korunduğunu söyledi. Erdoğan “Buna karşılık işgalcilerin ve onlarla birlikte hareket edenlerin eline geçen eserlerin nerelerde, ne durumda olduğunu en iyi bilenler herhalde bize bu suçlamaları yöneltenlerdir” diye konuştu.

MEYDANI BUNLARA BIRAKMAYIZ

Arap ülkelerindeki kimi yöneticilerin Türkiye’ye yönelik husumetlerinin kendi “dirayetsizliklerini, acziyetlerini, hatta ihanetlerini örtme amaçlı” olduğunu vurgulayan Erdoğan şunları kaydetti: “Millet olarak Rabbimizin rızası ve Peygamber Efendimizin hatırası uğruna kutsal toprakları korurken döktüğümüz kanların her damlası bizim için şandır, şereftir ve inşallah dar-ı bekada şefaat vesilemizdir. Bazı ülkelerin, kimi had bilmez, tarih bilmez, diplomatik nezaket bilmez yöneticileri ne Arap halklarıyla olan kardeşliğimize ne de Rabbimizin rızası ve Peygamber Efendimizin şefaati uğrunda verdiğimiz mücadeleye gölge düşüremez… Meydanı kendi şahsi çıkarları uğruna, Müslümanların birliği ve dayanışmasına çamur atanlara asla bırakmayacağız.”

‘Uzanan eli kırmak da boynumuzun borcudur…’

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ABD’nin güvenlik stratejisini açıkladığını hatırlatarak, şu değerlendirmelerde bulundu: “Bu stratejiyi ‘Her şey Amerika için’ diye özetlemek mümkün…Tek millet, tek bayrak, tek vatan, tek devlet. Bizim güvenlik stratejimiz de bu. Milli birliğimize, egemenliğimize, toprak bütünlüğümüze ve haklarımıza saygı duyan herkesle birlikte yol yürümeye, ittifaklar kurmaya, müttefiklik ilişkisi içine girmeye hazırız. Bu değerlerimizden herhangi birine el uzatanın elini kırmak da bizim boynumuzun borcudur.”

Kaynak/Star Gazetesi

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ