İçişleri Bakanı Soylu’dan önemli açıklama

İçişleri Bakanı Soylu’dan önemli açıklama

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, “Türkiye’de siyaset 2002’den itibaren doğru yönetilmiş ve doğru uygulanmıştır. İş dünyamız da buna doğru cevap vermiştir. 1990 ile 2000’li yıllar arasında Türkiye’de maalesef siyaset bir pranganın içerisine mahkum edilmiştir.” dedi.

Soylu, Muğla’nın Bodrum ilçesinde bir restoranda muhtarlar, sivil toplum kuruluşları üyeleri ve vatandaşlarla bir araya geldi. Ay yıldızlı bayrağın dalgalandığı her yerde milletin birliği, beraberliği, zenginliği ve özgürleşmesi için çalıştıklarını belirten Soylu, aziz milletten güç almak ve yaptıkları işi daha etkin, verimli ve daha demokratik hale getirmek için için çalıştıklarını ifade etti.

Devletle millet arasında köprü olan siyaseti tabana yayabilmek için çalıştıklarına değinen Soylu, “Buna ihtiyacımız var. Çünkü siyaseti dizayn etmek isteyenler, devletle milletin mekanizmasını dizayn edenler, siyaset kurumuyla milletin arasını açmaya ve aralarına bariyer koymaya, yönetim tarafını ulaşılamaz hale getirmeyi ilke edinmiş bir anlayışı taşımaktadırlar.” dedi.

Bu anlayışı taşıyanların, kurumlar oluşturup, kurullar tayin ettiklerini anlatan Soylu, şöyle devam etti:

“Yetkinin kurumlar eliyle kullanılmasını karara bağlamışlardır. Bize yıllarca ‘özgürlükçü anayasa’ diye yutturulan ve bu konuda milletimize anayasa diye yutturulanın, 27 Mayıs tarihini tatil ilan eden bir anayasa olduğunu ifade etmek isterim. 1961 Anayasası’nı açıp incelediğimizde sonra o anayasayı bile fazla özgürlükçü bulan 1980 Anayasası’nı incelediğimizde Türkiye’ye nasıl bir elbise giydirilmek istendiğini net bir şekilde anlayabiliyoruz. Bunlarda dayatılan siyasi düşüncenin ana felsefesi şudur: Vatandaş vergisini verir, askerliğini yapar, 4 yılda, 5 yılda bir sandığa gider, herhangi bir partiye oyunu verir, sonrasında etliye sütlüye karışmaz. Seçtiği partinin hangisi olduğu önemli değildir. Çünkü nasılsa onu da biz kurumlar eliyle hizaya getiririz.”

Vesayet odaklarının daha önce millet üzerinde baskı oluşturduğuna dikkati çeken Soylu, “Biz istediğimizi yaparız. Anayasa Mahkemesi var, kırmızı çizgiler var, Meclis pazarlıkları var, olmadı darbe var.” yaklaşımının hakim olduğunu dile getirdi. Soylu, “Eski yapısıyla söylüyorum, Milli Güvenlik Kurulu var. Vesayet odakları var, kurumlar var. Gazetelerin, medyanın siyasete, millete oya, reye, sandığa, millete ve demokrasiye manşetler üzerinden ayarı var… Rahmetli Menderes’in idam fotoğraflarının ana sayfadan verildiği mesajlar var. Yani demek istiyorlar ki ‘Eğer bizim çizdiğimiz felsefeden çıkarsanız sonunuz böyle olur. Bizim söylediklerimizi, tutmaz, bizim söylediklerimizi ortaya koymaz, ille de millet diye tutturursanız sonunuz böyle olur.’ Mesaj açık ve nettir: ‘İktidar olmana izin veririz ama asla muktedir olmana izin vermeyiz.’ Bu anlayışın etrafında dizayn edilmiş bir siyasi hayat var.”

“TÜRKİYE’NİN ESKİ GÜNLERE DÖNMESİNİ İSTİYORLAR”
Türkiye’nin önünde önemli bir süreç bulunduğunu ve 21. yüzyılın Türkiye için yepyeni bir fırsat penceresi açtığını vurgulayan Soylu, ülkenin ya bu fırsat penceresini değerlendireceğini ya da sürekli arkasına bakacağını söyledi.

Türkiye’nin eski günlere tekrar dönmesini isteyenler olduğunu ancak buna izin vermeyeceklerini anlatan Soylu, şöyle devam etti:

“Acaba bir gün Başbakanımızı idam edecek, Cumhurbaşkanımızı hapislere atacak yeni bir 27 Mayıs ile karşılaşacak mıyız diye sürekli arkamıza bakacağız? Acaba 1971 muhtırası bu ülkede tekrar herhangi bir sebeple verilecek mi diye tekrar arkamıza bakacağız? Önümüzdeki işlerle meşgul olduğumuzu zannederken aslında arkamızdan hangi tehlikenin, hangi tehdidin, hangi endişenin geleceği anlayışıyla sürekli önümüze bakmak yerine, arkamızı kollamak için endişeyle hayatımızı devam ettirmeye çalışacağız?

Bir gün acaba bir annenin iki evladını sağcı solcu diye birbirine pusu kurdurtacaklar mı, darbe olduktan sonra bu ülkenin gençlerinin bir kısmının yaşı büyütülerek idam olduktan sonra biz dönüp ‘Evet darbeyi olgunlaştırsınlar diye bekledik’ diyenlerin söyledikleri manzaralarla tekrar karşılacak mıyız? Acaba arkamıza tekrar dönüp bakmak zorunda kalacak mıyız? Bu ülkede 28 Şubat sonrasında insanların fikrine, inancına, yaşam biçimine, hayat felsefesine yönelik fişlemeler sürekli yapılacak. Meslek liseleri dahil olmak üzere bu ülkenin gençlerinin kendi inançlarını camilerde öğrenmelerinin önüne tekrar engel konulacak mı diye acaba yeniden bir 28 Şubat olacak, insanları yeniden Alevi ve Sünni diye ayıracaklar mı diye düşüneceğiz.”

“ÖNÜMÜZE BAKACAĞIZ”
Bunların bir daha yaşanmaması için ülke insanının bir karar vermesini isteyen Soylu, “Bir karar vereceğiz. Ya önümüze bakacağız ya geleceğe bakacağız ya siyaseti kuvvetlendireceğiz ve güçlendireceğiz. Demokrasiyi kurulan tuzaklardan etkilenmeyecek, fitnelerden, kurulan oyun planlarından etkilenmeyecek güçlü ve kuvvetli bir hale getireceğiz ya da sürekli tereddütlü tedbirli bir hali gerçekleştireceğiz.” dedi.

Ülkede 367’yi ortaya koyanlar ve getirenlerin çok açık ve net bir mesaj daha verdiğini vurgulayan Soylu, “Rahmetli Menderes’ten, Polatkan’dan, Zorlu’dan sonra bir mesaj daha verdiler. Verdikleri mesaj şuydu: ‘Size bu ülkede bizim istediğimizin dışında bir cumhurbaşkanı seçtirmeyiz, kuralları biz koyarız’ diye. Onu o tarihte gerçekleştirdiler ve yine galip geldiler. Ama biz anayasanın böyle bir şekilde yorumlanacağını koydukları kuralları bir gün sanki şapkadan tavşan çıkar gibi önümüze koyacaklarını hiç bilemedik.” diye konuştu.

Soylu, şöyle devam etti:

“Biz turizmimizi geliştirmeye çalıştık. Ülkemizde fabrikalar olsun istedik. Ülkemizde okullarımız, üniversitelerimiz ilimle bilimle buluşsun istedik. Biz hep geleceğe doğru baktık ve bu ülkenin zenginliğini, hürriyetini, bu ülkenin gençlerinin dünyada diğer ülkenin gençleriyle rekabet edebilme kabiliyetinin çok daha iyi olabilmesinin şartlarını oluşturmaya çalıştık. Başka hiçbir şeye bakmadık. Ama bu sistemi kuranların önümüze hangi şartı, hangi sıkıntıyı koyacaklarını hiç biliyor değildik. Bu sistemi kuranlar bir gün bizi terörizmle anarşizmle terbiye ettiler. Bir gün ekonomiyle terbiye ettiler. Bir gün IMF’nin orta menşede bir daire başkanını neredeyse Türkiye’nin bütün bakanlarının, yöneticilerinin muhatabı haline getirdiler. Türkiye’de havalimanına girmesi, havalimanından çıkması olay oldu. IMF ile bizi mektup arkadaşı haline getirdiler. Bu büyük ülkenin ayakları üzerinde durmaması için ellerinden geleni yaptılar.”

“BİZ O GENÇLERLE DEMOKRASİYİ, ÜLKEMİZİN BİRLİĞİNİ, BERABERLİĞİNİ KONUŞTUK”
15 Temmuz akşamı hiç kimsenin aklına televizyonlarda gördüğü manzaralarla karşılaşabileceğinin gelmediğini kaydeden Soylu, kendisinin de aklına hiç bunları yaşayabileceğinin gelmediğini dile getirdi.

O akşam Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığında çalışırken Hakkari’den 200 gencin kendisini ziyarete geldiğini anlatan Soylu, şöyle konuştu:

“Biz o gençlerle demokrasiyi, ülkemizin birliğini, beraberliğini konuştuk. Heyecanlarımızı, ideallerimizi, hayallerimizi, ülkemizin standartlarının nasıl yükseleceğini, terörü nasıl yerle bir edeceğimizi konuştuk. Gelen telefon her birimizi farklı bir noktaya itti. 15 Temmuz’da bu ülkede bir grup hainin, kana susamış caninin bu ülkenin milletine, eli silahlı olmayan, sadece elinde ay yıldızlı bayrak olan milletine yaptıkları hainliği gördük. Ülkemizin birliği ve beraberliği için insanlarımızın nasıl mücadele ettiğini hep beraber gördük ve takip ettik.

Türkiye’yi kimliksizleştirebilmek, ülkeyi geleneğinden, göreneğinden ayırabilmek için ellerinden gelen her şeyi ortaya koymak ve insanı yok sayan ortadan kaldıran bir unsuru Türkiye ile buluşturabilmek için ve Türkiye’yi başkalarına teslim etmek için bir maşa olarak kendilerini ortaya koyanların saat 21.00’de böyle bir alçakça, haince girişim içerisinde olabileceklerini hiç düşünmedik. Bizim ülkemiz bunların hiçbirisini hak etmiyor.”

“MENDERES’E YAPTIKLARINI ERDOĞAN’A DA YAPMAK İSTEDİLER”
Soylu, her şeyin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Bu ülkenin artık IMF boyunduruğu olmayacak. Biz size borçlarımızı ödedik. Ey IMF, ey Avrupa, ey dünya isterseniz size 5 milyar dolar da borç verelim.” dedikten sonra başladığına işaret etti.

21. asrın başında Türkiye’nin birinci sıçramasını iyi şekilde gerçekleştirdiğini hatırlatan Soylu, şunları ifade etti:

“Türkiye bayrağı iyi taşıyordu. 90’lı yıllardan sonra soğuk savaş dönemi bittikten sonra yapması gereken ama terör, ekonomik kriz ve 28 Şubat ile siyasetin ayağının bağlanmış olması nedeniyle yapamadıklarını iyi bir şekilde yönetmeye başlamıştı. Bir taraftan hayallerimize kavuşuyorduk. Ecdadımıza 250 yıl önce Don-Volga arasında yaptırmadıklarını, Süveyş Kanalı’nı yaptırmadıklarını biz Allah’a şükürler olsun Marmaray ile üçüncü havalimanıyla Avrasya ile enerji santralleriyle ve şehir hastaneleriyle yapmak için adım attığımız günlerde, faizin 4’e düştüğü bugünlerde, uluslararası doğrudan yatırımın 20 milyar dolar olduğu günlerde ertesi gün Gezi olayları olabileceğini ve ertesi gün yine bu milleti birbirine düşürerek, bu milletin enerjisini toprağa vereceğini kimse hesap etmiyordu.”

Adnan Menderes’e yapılanları Cumhurbaşkanı Erdoğan’a da 15-25 Aralık’ta yapmak istediklerini belirten Soylu, ancak o günleri yaşamış olan milletin bir karar verdiğini söyledi. O gün, “Keşke idam ettirmeseydik, keşke bedenimizi siper etseydik, sokaklara çıksaydık.” diyenlerin torunlarının, Erdoğan’a haince 15 Temmuz müdahalesi olunca yaşanan o büyük acının ülkede bir daha yaşanmaması için ülkesine sahip çıktığını kaydetti.

“BİZİ BU PAHALI ARAZİNİN SAHİBİ YAPMAK İSTEMİYORLAR”
Büyümek isteyen Avrupa’nın sürekli enerjiye ihtiyaç duyduğuna ve enerjiyi Hazar ve Ortadoğu çanaklarından alabildiğine dikkati çeken Soylu, “Bu iki çanaktan gelen enerjinin Türkiye’den başka güvenli olarak geçebileceği başka bir nokta yoktur. Bizim cennet vatanımız bugün dünyanın en pahalı arazisidir. Bizi bu pahalı arazinin sahibi yapmak istemiyorlar. Onun için darbeler, ekonomik krizler, gazete manşetleri ve ayar verme çabalarıyla yıllardan beri karşı karşıyayız. Ama Allah’a şükürler olsun bunların hepsini aşıyoruz. Karlofça’dan beri 300 yıldır her ayağa kalktığımızda yükselişe geçmek istediğimizde müsaade etmediler. Ancak milletin demokrasiyle oyla milli iradesiyle vermiş olduğu destekle bir yükselişi birlikte yaşıyoruz.” dedi.

Karşılaşılan sorunların mevcut sistemin açıklarından kaynaklandığını vurgulayan Soylu, “Bu sistem yeniden bizi bu hastalıklarla karşı karşıya getirebilme, yeniden birilerinin iştahını kabartma ve Türkiye’yi hedefinden saptıracak kabiliyetlere sahip. Bunun devam etmesini isteyenler ya dünü yaşamadılar ya da yarının ne olacağından hiçbir şekilde endişe etmiyorlar.” diye konuştu.

“HADİ GEL ÖZERKLİK İLAN ET DE GÖREYİM”
HDP’nin 7 Haziran seçimlerinin ardından ortaya koyduğu tavrı hatırlatan Soylu, “Özerklik ilan edeceklerdi. Öyle mi? Bizim Çanakkale’de bir olmuş, kardeş olmuş, birbiriyle evlenmiş, aile kurmuş insanını ayırmak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklardı. Kendilerine verilen oyu yanlış anladılar. Zannetiler ki ‘Top bizim ayağımızda istediğimizi yaparız.’ Ancak kıymetli Cumhurbaşkanımızın ‘Artık yerinde durmak yok, bugünden sonra taarruz günüdür.’ dediğinden sonra hadi gel özerklik ilan et de göreyim. Niye sesin çıkmıyor? Demokrasiyi istismar etmek ve Truva atı olarak görüp istedikleri hedeflere ulaşmak isteyenlerin şımarıklıkları nerede?” değerlendirmesinde bulundu.

Sabah

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ